ben;

ve parçalanmış perşembeler koleksiyonu
ve kafa karışıklığının kıvrımlı koridorları
ve jelibon
ve kahrolası sınavlar
ve kitapların kurtsuz kalmış sayfaları
ve kıskançlığın korkunç pençesi
ve staphylococcus aureuslarım

ben ve saçmalamalarım

kan kokuyor gözlerin, nefretle bakıyorsun bana. korkuyorum bakmaktan gözlerine, gözyaşlarının tuzunu dolduruyorlar yaralarıma. kapasam bile gözlerimi biliyorum, bakıyorsun hala. çevirmek istiyorum kafamı, olmuyor. bakıyorsun, bakıyorum hala..


aşağılıyor, iğneliyor, vuruyor, acıtıyor, yırtıyorsun beni, ruhumu, kalbimi. yalvarıyorum bazen yeter diye. bazense katlanıyorum hakettiğimi düşünürcesine. vicdanım rahatlıyor bu işkenceyle. ıslanıyorum gözyaşlarıyla.

gülümsüyorsun bazen. dişlerin gözüküyor dudaklarının arasından. yırtıcı, vahşi, keskin, parçalamaya hazır. gülümsemen bile taşıyor izini öfkenin. verdiğin nefes ile havaya karışıyor taşan kısımları. hava bile öfke kokuyor.

buram buram kan kokuyor oda. gözlerinden akıyor, sözlerinden akıyor, kalbinden akıyor, kalbimden akıyor. 

ve gece olup yatağa girince. belki bir nebze rahat uyuyabilirim diye örtüyorum üzerini bulabildiğim en büyük şey ile. gece yatağımda, üzerin örtülüyken bile hala biliyorum ki, bana bakıyorsun. kendime bakıyorum. üzeri örtülü aynamın arkasında, hala ben duruyorum karşımda. tüm kendime yaptılarımı, hayatımı, hatalarımı yüzüme vururcasına kendime bakıyorum. kendimden korkuyorum. kendimi cezalandırıyorum. kendimden kaçıyorum..




ciddi değilim, bu ben değilim, ben depresif değilim, aynamı seviyorum, uzun zamandır üzerini örtmüyorum..

yazı yazmayı unuttuğumdan şüpheleniyorum. yaklaşık 2 senedir "writers block"a kilitlenmiş halde olamam her halde. gerektiğinde insanların hoş diyebileceği türde öykü fikirleri bulabildiğimi düşünüyorum ama neden yazamıyorum? insanlar mutluyken daha az; depresif, üzgün, sıkkın iken daha verimli yazdığımı söylüyorlar. acaba gerçekten öyle mi? bence başka etkenler de var. eskiden rastgele bir konuda yazmaya başlayıp ondan bir anlam çıkarabiliyordum kendimce. şimdi cümlelerin arasında o anlamı kaybediyormuşum gibi geliyor nedense. edebi kaygıya falan da düşmedim halbuki.. :/


satırlarım kısa, anlamsız, üstünde durulmaya değmez geliyor bu tip yazma denemelerimde bile. nedenini hala çözemedim. writers block bir yere kadar yani. yeter ama. yazı yazabilme yeteneğimi geri istiyorum ben. nerede benim ilham perilerim?..

daha çok periye ihtiyaç var. peynir perileri, uyku perileri, rüya perileri, ilham perileri.. perilerin kanat sesleri baş ağrımın kronikleşmesine neden oldu artık zaten. sayıları arta arta daha yüksek ses çıkarmaya başladılar haliyle. tuhaf. pek iş yapmamalarına rağmen, çok sayıdalar. ya da gittiler ve sessizliklerinden başım ağrıyor.. neyse..

evet, neyse. düzensiz, hatalı ve devrik cümlelerim, yazım ve anlatım bozuklarım, saçmalamalarım için özür dilerim. uzun zamandır yazdığım en uzun yazılardan biri oldu bu aslında. amatörlüğüme verin. mutlu kalın. hoşça da kalın. ^_^

Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa