Varyantın dar kaldırımlarından birinden manzarayı izliyorum. Soğuk havaya inat sıcak hayatın katılığına inat yumuşak sarılıyor bedenime. Boş boş durup izliyoruz öylece manzarayı. Acelemiz var aslında, sonradan aklımıza geliyor. Yürüyoruz. Her adımda farklı bir şey çarpıyor gözümüze. Muhteşem bir manzara. Elimizde filmleri dolmuş bir makina. Şansımıza iyi dileklerimizi sunuyor, bir sonraki sefere diyoruz iç çeke çeke. Biliyoruz ki kimbilir ne zaman bir sonraki ama Polyannacılık oynuyoruz kendi kendimize. Kafam dağınık. Soğuğu hissediyorum gerçekliğe yaklaştıkça düşüncelerim. Üşüyorum. Sarılıyor. Biraz daha uzaklaşıyorum. Isınıyorum. 


Konak yaklaşıyor gittikçe. Gözlerimizde büyüyor binalar. Kemeraltı'ndan gelen insan kalabalığı, her yıldırımda hatırladığımız şeyi getiriyor aklımıza. Önce ses sonra görüntü. Ama kargaşa sesleri o kadar hakim ki şehirde; yalnızca görüntü fark edilebilir halde bizim için.

Korku kaplıyor içimi biran. Kalabalıktan korkuyorum. Sanki anlamış gibi bana daha sıkı sarılıyor. Sonra fark ediyorum ki o da korkmuş. Kollarımın altına alıyorum onu. Kanatlarımı geriyorum. Onu sarıyorum. Gülümsemesi ışık saçıyor. Önüme bakıyorum. İnsanların arasından yolları seçiyorum. Deniz kadar derin görünen kalabalığın içindeki sığ yönle bakıyorum. Yürüyorum. Yürüyoruz. Varyant'ın huzurlu manzarasından Konak'ın is kokan manzarasına geçerken kokuyla birlikte buruşan yüzüm ilk defa gülüyor. 

0 adet elleştiri almış.:

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa