"Tanrım.. Ne işim var benim buralarda?.." Bu cümleyi aklından yetmişaltıncı geçirişiydi son bir dakika içerisinde. Etrafındaki günahkarlara baktı. "Korkudan karanlığa sığınmışlar hepsi. Gerçeği ve ışığı göğüsleyecek cesaretleri yok hiçbirinin!"diye geçirdi aklından. Önünde yürüyen siyah pelerinli adam, sanki onu duymuş gibi bir bakış attı bir an. Sert, donuk bakışlarıyla karşılık verdi ona. Üstündeki kirli, kara kıyafetlere takıldı yine gözü. Işıltılı, parlak zırhını özlediğini hissetti içinde. Bir nefes alımlık sürede hatırladığı en hisli duayı mırıldandı sessizce iç huzurunu geri toparlayabilmek için.. Bu kokuşmuş şehirde, daha çok yolu vardı.


"Sürgün şovaye.. Düşmüş şovalye.. Tanrım, gerçekten düştüm mü gözünde? Ben hala sana inanıyor ve senin yolunda ilerlerken, nasıl ve neden böyle suçlamalarda bulunuyorlar bana? Sabrım ve inancım tam, amacım ve kararlılığım kesin, umudum ve gücüm hep yerinde. Sayende.. Peki ama neden böyle oldu her şey?.."

Kapıya kadar getirdiklerinde kapının iki yanına çekildiler. O siyah pelerinli adam ile keskin bir bakış çatışmasına daha girdiler kısa süreli. Eğer gözler birer kılıç olsaydı, kıvılcımlar kaplamıştı her yeri o çatışmada çarpışan iki keskin kılıçtan dolayı. Başını çevirip onu hakettiğini yaşamdan ve tanrılardan bulması için kendi haline bıraktı. Perdeyi aralayıp kapıdan içeri girdi. Arkasında, yol boyunca kendisine nefretle bakmış insanların neden olduğunu anlamadığı bir biçimde acıyarak baktığını gördü. Duydukları merhamet ya da korku ya da başka bir şey değildi. Kendilerinin içeride yaşadıklarının gözlerine vuruşuydu bu. Anıların canlanışı ve yaraların bir anlığına tekrar açılışı.. Sonra geçti, herkes normale döndü..

İçeriyi ağır bir tütsü kokusu kaplıyordu. İlk nefeste keskin kokuyu hissetti. İkincisinde ciğerlerinde yalnızca duman vardı. Üçüncüyü tam olarak alamadı, boğulduğunu hissediyordu. Dördüncüde biraz alıştı, ciğerleri yanıyordu. Beşincide başının döndüğünü fark etti. Altıncıda hafif bir sarhoşluk kapladı bedenini. Yedincide düzeldi. Yorulmuşdu, dinlendi. Işığın değişimine alışan gözleri içeriyi taradı. Kahverengi elbisesi içinde kahverengi ipek saçlı kadını gördü. Bu güzel kadına selam vermek için eğilmeye yeltendi, vazgeçti. Hafifçe başını eğdi yine de; en azından bunu yapayım diyerek. Bir süre bakıştılar. Bir an aslında.. Ama bu, şovalyeye bir ömür gibi gelmişti..

"Al.." dedi kadın sert ama bir damla merhamet taşıyan bir ses ile. Şovalye kendisine uzatılan siyah kadifeye sarılı hançere baktı. Ucunda kurumuş kan vardı. Anlayamadı. "Al ve gidip onurunu geri kazan şovalye; buralara yakışmıyorsun." dedi emreder bir tonda. Şovalye anlamaya çalıştı, başaramadı. Nerede açık vermişti? Üzerindeki her amblemi saklamış, üstüne sinmiş temizliğin ağır kokusunu gizlemek için çamurda yatmış, konuşmasını yöreye göre düzeltmiş, yeni birisi olmuştu bu iş için. Ama bir yerlerden açık vermiş olmalıydı. Kekeledi. Kadın gülümsedi, yaklaşıp soğuk eliyle şovalyenin yanağını okşadı. Şovalye diz çöktü, selamını verdi kadına. "Gözlerinde doğruluk var, izinde yürüdüğün yolun sahibine yakın ve onun düsturlarına bağlısın. Git ve onlara doğruları göster. Onurunu, mevkiini, adını, yerini, saygını geri kazan. Dış görünüşe bakanlar ve bilgisiz olanlar anlamaz, görmezler. Hadi, git şimdi." dedi kadın. Sesi farklı çıkmıştı. Nazik, kibar. Işıltılı bakmıştı gözleri. Sonra hepsi geçti. Karşısındaki yine hırsızlar loncasının korkulan lideri oldu. Kahverengi ipek saçlı kadın. Kahverengi, ipek bir boğma teli. Güzel, narin, ölümcül.. Şovalye kalktı. Bir şeyler söyleyecekti ki, kadın parmağıyla ağzını kapattı şovalyenin. Ve şovalye gitti.

"Maneviyat kazanmak için maddiyat çalarım.
Saygı adına sürünür, hayat adına yaşam alırım.
Doğruluk için kandırır, yanlışa karşı yalan kullanırım.." diye mırıldandı gerisini hatırlamadığı eski andı kadın. "Ey parlayan ilah, yolunda yürümek için herşeyi göze almışı; düstur uğruna doldan sapana tercih mi edersin? Etmezsin. Yol gösterir ya da yolu gösterecek olana giden yolu gösterirsin.." dedi ve güldü. "Kim derdi ki bir hırsız ve bir şovalye aynı kutsal yolu yürüyebilir?.."

geri okumasını yapamayacak kadar üşengecim.. yorgunum.. uykuluyum..

0 adet elleştiri almış.:

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa