Karşı kıyı puslu.. Göz gözü görmüyor derler ya, öyle olsa gerek oralar şimdi. Gemilerin silüetlerini seçiyorum gri perdeden. Hareketsiz. O kadar durgun ki, zaman durmuş sanki denizde. Dalgaların bile sesi gelmiyor neredeyse. Nefes alıp verişimin yankılarını duyuyorum kulaklarımda. Soğuktan uyuşmuş bedenim, hissetmiyorum. Bir salınıma vermişim kendimi gitmiş, sallanıyorum farkında olmadan yerimde. Uç noktasında kopup uçacağım bir salıncak gibiyim, uçabilecekmiş gibi hissediyorum kendimi. Bedenim, ağırlığı, ağrısı, acısı, varlığı yük oluyor bana. Sallanıyorum istemsizce. Sallanıyorum sessizce. Nefes alıp vermediğimden emin değilim şu anda. Belkide yavaşça kopmaya başladım bedenimden. Turunculaşıyor etraf. Mavi ve turuncunun bir birleşimi içinde buluyorum kendimi. Ufka dokunuyorum, ufku tadıyorum, ufku kokluyorum, tadıyorum, dinliyorum, hissediyorum ama kalbimle..

Minik teknemde, üzerimde tuzdan katılaşmış battaniyem; donmak üzereyim. Ayak parmaklarımı hissedemiyor, oynatamıyorum. Ellerim acıyor. Ölmek, böyle bir şeydir belki de diye geçiyor zihnimden. Bir anlığına huzur geliyor aklıma sonra yaşamaya zorunlu tutulduğum ve kendimi yaşamaya zorunlu tuttuğum hayatı hatırlıyorum, geçiyor.. Oltamı toplayıp gecenin ve denizin bana hediyelerine bakıyorum. Yaşadıklarım mutlu bir hayal olarak rüyalarımın arasına yerleşmek adına kayboluyor bilinçaltımda. Evime dönmek için motorları çalıştırıyorum. Etrafa son bir kez bakıyorum gitmeden. Keşke burayı mimleyebilsem diyorum, mimlesem de tekrar gelebilsem.. Ama deniz, aynı deniz hep. Her yeri farklı.. Zaten akıntı sürekli değiştirecektir bu noktayı. Belki de bu yüzden uyandım zaten.. Neyse..

0 adet elleştiri almış.:

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa