Üçgen Masa Şovalyesi Özenti Sör Talkalot'a ulaştı haber

Lafsalata Şehri'nin yorgun habercisinden
"Ejderha!" Diyordu haberci. "Korkunç, kocaman ejderha!"
Korkudan tutulmuştu dili, biraz da yorgunluktan kurumuştu tabii.
Sör Talkalot yaverine seslendi "Göğün en parlak yıldızları atında yelesi gümüş tozları serpilmişçesine parlayan, kutsanmış çelikten dövülmüş nallarıyla toprağı dövüp dize getiren, cesur, güçlü, asil atımı hazırla!"diye.
Ama tecrübeli yaver o cümlesine başlarken gitmişti hazırlamaya
Zira bilirdi ki, Sör Talkalot başladı mı konuşmaya asla bitmezdi.
Haberci soluklanırken çıktı Sör Talkalot yola
Kısa kesti veda konuşmasını kimse yok diye etrafta
Zaten çoktan saklanmıştı insanlar onun gidiş konuşmasından kurtulmaya
Altı nala sürmeye çalışır gibi, ilerde yedi nala sürdüğünü anlatacağını bile bile imkansızlıklar nedeniyle dört nala sürdü atını.
Dereyi aştı, tepeyi aştı, yolda dört beş genç ve masum prensesi kurtardı
En sonunda Lafsalata Şehrine vardı.
Şehre bakınca korkudan inleyen, titreyen, kabuslardan uyuyamadığını düşündüğü halkı gördü.
Ve sonra duydu.
Korkunç, yeri göğü inleten; içleri ürperten, düyleri diken, ağaçları sallayan, beşikleri titreten gürültüyü duydu.
Parlak zırhı içinde o bile bir anlığına irkildi.
Yandan geçen yaşlı adam bakıp "Alışırsın, alışırsın.." dedi..


tıkandım şimdilik, belki devam ederim sonra hikayesine..

2 adet elleştiri almış.:

Çok beğendim bunu. :D Talkalot da Lancelot gibi olmuş. :D Umarım devamını getirebilirsin hehe. :D

18 Aralık 2009 19:53  

Bakalım bakalım, bir sonraki ilham seansını beklemekteyim, beğeniniz için pek bir teşekkür ederim (:

18 Aralık 2009 23:05  

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa