Fazladan ağırlık yapıyormuş gibi hissettiği vücudunu geride bırakmamak için kaslarını zorlayarak merdivenleri inmeye devam etti. Yanında hatta çok az önünde onunla yürüyüp, eşlik eden kadına baktı. Sütü fazla kaçırılmış bir kahvenin rengini taşıyan uzun, düzgün saçları ve parlar derecede beyaz teni ile zarif adımlarla iniyordu. Bir anlık hayranlıkla kadını izledi sonra yaptığı hayvanlığı anlayıp başını çevirdi tekrar döne döne inen, sonu gözükmeyen merdivenlere. "Elini başının hizasında tut." dedi kadın hafif gülümseyerek. Anlamsız gözlerle baktı, kadın kafasını sallayarak devam etti "Elini başının hizasında tut ki boynun yakalanmasının pencap kementine. Bana bakma, burada tehlike altında olan sensin. Ben dişiliğimle kurtarıyorum." dedi, sesinde iğneliyici bir tını vardı ama derinlerde bir yerde durup saklanan acıma da kendini belli ediyordu. Adam umursamadan yürüyüşüne devam etmeye çalıştı ama bu düşünce kafasını kurcalıyordu. Ötedeki devrilmiş merdivene ve sönmüş aleve bakıp kolunu kaldırdı başının hizasına. Geçene kadar öyle kaldı. Kadın bakıp gülümsedi ve "Öğreniyorsun işte." dedi. Adam sağ gözünden süzüldüğünü zannettiği ya da süzülmesi gerektiğini düşündüğü bir damla yaşı sildi, eline herhangi bir ıslaklık gelmedi. Kafasına hücum eden düşünceleri bilinçaltına atıp rüyalarında karşılaşmak adına depoladı. Yürümeye devam etti.


"Senden sonra yukarı geri çıkar mıyım bilmiyorum aslında. Merdivenin uzunluğunun yolcuya göre değiştiği de söylenir. Hatta merdivenin, varılmak istenen yerin kendisi olduğu da." dedi ve spiral merdivenin ortasına bakan adama dönüp "Atlamayı aklından bile geçirme eblek." dedi sert bir tonda. "Bak!" dedi adamı yakasından tutup kendine çekerken. Adam, hamlenin hızından dolayı tepki bile verememişti. Şaşkınlığı geçince elini başının hizasına kaldırdı ve başını hafifçe yana eğerek kadına baktı. Kadın sinirle güldü "Bana işlemez. Ben öyle bir şey yapmam da. Farkları biliyorsun. Bu yolu sen sağ sağlim yürüyesin diye seninle geliyorum. Boşa çıkartma emeğimi. Gitmenden zaten memnun değilim, beni zorlama! Sürükleyerek geri yukarı çıkartırım seni!" diye bağırdı. Sesi yankı bile yapmadı boşluğun büyüklüğünden dolayı. Adam etraftaki zift kadar koyu karanlığa baktı, kadının elini yakasından çekti ve nazikçe okşayarak indirdi. "Geldik.. Ya da buradan sonrası sadece benim yolum. Daha ileri yürümek sana zarar verir, bunu istemem. Tek bir ricam var, izin ver son bir öpücük için bana. Yandaşlığının izi dursun her daim dudaklarımda ve onlardan çıkan sözlerde. Sonra git, geri dön eski hayatına sen." dedi adam ağlamaklı ve isteksiz sesiyle. Kadın sadece baktı, adam uzanıp kadını yanağından öptü. "Hoşçakal eski dostum, hoşçakal Latrenu.." dedi zoraki bir gülümsemeyle. Kadın tüm gücüyle sarıldı ve kulağına fısıldadı "Tanıdığım en aptal insanlardan biri olduğunu tanıştığımızda söylemiştim değil mi sana?" dedi. Adam gülerek "Her anımda da hatırlattın bunu bana.. Sevdiğimde de, sevildiğimde de, güldüğümde de, üzüldüğümde de.." dedi. "Her sevişinde ve sevilişinde.. Hepsinde aptaldın zaten." diye ekledi kadın titrek sesiyle gülmeye çalışarak.

Sonra adam yürüdü merdivenlerden aşağı. Kadın olduğu yerde kaldı. Adam karanlığa karışırken kadın silikleşip kayboldu basamaklarda. "Gerçek olsan, gerçekten ilginç olurdu.." diye mırıldandı adam. "Hoşçakal Latrenu.. Giden hangimiziz bilmiyorum doğrusu ama, hoşçakal.. Belki de elveda.."

Merdiven karanlıkların içinde devam etti sonsuzluğa doğru durmadan. Adam gözlerini kapadı ve yürüdü. Aşağı mı yoksa yukarı mı yürüdüğünü anlayamadığını fark edeceği ana değin yürüdü. Sonra durdu ve koştu. Yol bitmedi ama öykü bitti.

0 adet elleştiri almış.:

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa