Gecenin bir köründe sığınmak için yer ararken geçti yazı masasının başına. Evin içinde histerik histerik dolaşırken kafasında çalan alarmlar, oturduğu anda sustu. Gözleri boş kağıttan başka bir şey görmüyor, eli kalemden başka şeye uzanmıyordu. Bir an ilgisi dağıldı, yanındaki tarot destesinden bir kart çekti. Kılıçların kraliçesi.. Kartı önüne koydu, düşündü. Kadının duruşundaki ciddiyete, elindeki kılıcı tutuşundaki kararlılığa baktı. Gözlerindeki inat değil korkuydu sanki. Kılıç gücünü değil, duvarlarını anlatıyordu. ardında dalgalı sular, önünde durgun deniz. Sinirleri gerilmiş gibi kadının.. Kim bilir neler yaşamış zamaında.. Kalemi eline alıp çizmeye başladı karttaki resmi. Karttaki kadının sembolik yaşlılığını çizdiği genç kadının göz yaşlarına yansıttı elinden geldiğince. Kılıcı elinde tutuyor olarak değil, ona dayanarak duruşunu resmetmeye çalıştı elinden geldikçe. Ayrıntıları karalamaya çalışırken uyuya kaldı kağıdın üzerine kafası düşerken. Karakalemin karalığı yüzüne bulaştı. Yüzünde aynı zihnindeki karaltı gibi bir iz oluştu. Rüyasında aynaya bakarken izi yüzünde görüp kahve fincanına benzeyen bir buluta benzetti. Sonra rüya da görmedi..

0 adet elleştiri almış.:

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa