Rüzgarın saçlarına sardığı kumları önemsememeye çalışarak battaniyesine sarıldı. Bir kulağında, kulaklıktan gelen "La Ballade Of Lady And Bird"deki yardım bağırışları öbür kulaklıksız kulağına dolan dalga sesleriyle ruhunun bağırışlarının dinişini hissetti. Ay ışığının denizin üzerindeki oyunlarıyla hipnotize olmak istedi ama beceremedi. Şarkının üç önceki çalışında döktüğü göz yaşlarının kumda oluşturduğu izleri görmeye çalıştı sırtından doğru vuran zayıf sokak lambalarının ışığının altında. Şarabından bir yudum daha aldı. Şarkı beşinci defa başa sardı. Huzursuzluklarının ölüm çığlıklarının yoğunlaşmış hali olarak hayal ettiği göz yaşlarından üçü daha yanaklarındaki uzun yola başladı. İki sağda, bir solda. Kaşındırarak yüzünden inişlerini bekledi. O huzursuzlukların göğsündeykenki yakışlarının tersine tuzla gerilmiş ve yanan cildini serinleten ıslaklığa şükretti ve koca bir yudum daha aldı şarabından. Giysilerindeki kurumuş tuz lekelerine baktı. Tıkalı burnunu çekti. Kıyafetlerle, geceleyin suya girip sonra da kumsalda oturmanın mantıksızlığını aklından uzaklaştırıp bunun ne kadar iyi geldiğini onun yerine yerleştirmeye çalıştı. Muhtemelen başarılı oldu. Elindeki ucuz şarabın tortu birikmiş dibini zorla yuttuktan sonra kalktı, gidiş yolunu hatırlamamayı dilediği oteline doğru sendeleyerek ilerlemeye başladı. Kumsaldan çıkışın yarı yolunda sarhoş gibi devrildi sola doğru. Başı dönüyordu, üşümüştü, rahatlamıştı, içkiliydi ama sarhoş degildi her nedense hala.. Yapmacık yalpalamasına geri dönüp yeterince sarhoş gibi davranırsa kendini sarhoş edip edemeyeceğini, edebileceğine inanarak denemeye devam etti. Omzunun acımadığını fark etti. Yere, kuma düşmüştü halbuki, tam da omzunun üzerine; acımalıydı biraz bile olsa. İrkildi, uyandı. Elindeki ucuz şarabın tortu birikmiş dibini zorla yuttuktan sonra kalktı "Gidelim mi?" dedi. Cevaben aldığı kafa sallamayla kumsaldan dışarı, uyuyan insanların şehrine doğru geri döndü.ler.

0 adet elleştiri almış.:

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa