Kendine dokunmaya çalıştı, canı yandı. Acıyan eli mi yoksa teni mi ayırt etmeye çalıştı ama başaramadı. Yaşlı gözlerini göğe çevirdi, bir şeyler demek istercesine açıldı ağzı; sözcükler çıkmadı. Boğazında tıkandı. Çok uzun süre boğazında, orada duracaklarını fark etti sözcüklerin. Bir süre boğacaktı bu sözler onu. Söyleyememek ya da daha önce söylemiş olmak. Ne fark ederdi ki, sonuçta olan olmuştu çoktan. Gökteki öbek öbek bulutlara baktı, yerden yükselip beyaz öbekleri kirleten isi izledi. Sanayi dedikleri illet mi yoksa insanların kontrol edemedikleri nefslerinin nefeslerinde bıraktığı çamursu etki mi bu is, onu düşündü vücudunun uyuşukluğu geçene kadar. İnsanların hiç bir yere ait olmadığını, tamamen yalnız olduğunu ve eğer o olmasa hayatta hiç bir şeyin değişmeyeceğine inandığı anlardan birini yaşadı bir süre. İntihara olan eğilimini hesapladı, ölse bile muhtemelen acı çekecekti. Değişen bir şey olmadığına karar verip adım attı. Tabanı acıdı. Gözlerini yumup görüşünü bulanıklaştıran yaşların göz kenarlarından akmasına izin verdi. Yolları adımlamaktan yarılan tabanını düşündü bir an sonra düşünmekten vazgeçti. Yağmur yağmasını diledi. Bir yangın hissediyordu. Teninde mi, ruhunda mı, kalbinde mi yoksa zihninde mi sezemedi. Zihninde olmasının daha mantıklı olduğunu düşünüyordu ama. Hayatından çıkardığı onca şeyi zihninden silmenin en kolay yolu buydu belki de. Bir kıvılcım ile başlayan bir yangın, en büyük ormanları bile kısa sürede kül ederdi nasıl olsa. Derin bir nefes almaya çalıştı, başaramadı acıdan. Çömeldi, başını dizlerine yaklaştırdı. Tüm kaslarını kastı hissizleştirmek için bedenini. Dişleri acımaya başlamıştı sıkmaktan. Ve sonra yağmur başladı. Kanatlarının olması gerektiği yerdeki yaralar, gelen su serinledi; söndü.. Gözyaşları yağmura karışırken ağzından iki kelime döküldü "..ve düştüm.."


0 adet elleştiri almış.:

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa