çemberinin içinde, bileklerinde prangaları, kıskançlıkla etrafını izliyordu. çirkin cadılar çemberin etrafında uçuşup dalga geçiyorlardı onunla, insanlar tiksinerek bakıyorlardı. her nefes verişinde soğuk havaya dağılan alev alev nefesinin buharından korkup kaçışıyorlardı sinekler gibi. diş biliyordu çemberinin içinde sabırla. dişleri prangaları delip, çemberi kıracak kadar keskinleşecek hale gelinceye dek, besleyecekti gücün ateşini öfkesinin odunlarıyla. zincirlenmiş bedeninin kana, ölüme, acıya ve vahşete olan açlığı okunuyordu yüzünden sadece ama ruhu hala merhamet doluydu çok gerekliymiş gibi. bazen canlanıyordu gözünde çıkışı, o cadılardan birini ayağından yakalayıp kenara fırlatışı, ilk gördüğü insanın üzerine atlayıp onu yere yatırışı ve pençesini karnını deşip bağırsaklarını parçalamak ve kalbinin bulunduğu yere doğru uzatmak için savurmaya hazırlanırken yapamayışını görüyordu. bu, daha çok sinirlendiriyordu onu. ama, neyse..


ne yazdım ben? niye yazdım ben? berbat lan bu? silerim ki ben bunu? ama kızıyorlar da öyle yapınca.. neyse, silmem.. kaybolsun istemedim nedense.

1 adet elleştiri almış.:

ne guzelmis kalemin silme sakin hicbir seyi , ben de kizarim :))

19 Mart 2010 11:32  

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa