yıkıntılarımızın arasında yön bulmaya çalışan benliğimizin sıkıntı ve yorgunluk çığlıklarını duymaya başladığımız zaman artan baş ağrılarımızı gerçirdiğine inandığımız ilaçlarımız ve onların zehirlediği bilinçaltımızın geri gelip bizi dövmesi. dövmek, evet. öyle şiirsel bir kelime falan uymaz buraya, bildiğin dövüyor geldiğinde. neden insanlar sarhoşken sapıtıyor sanıyorsunuz, ne kadar çok zehirlerseniz sizler bilinçaltınızı o da o kadar ağır dövüyor sizleri. belki de aylardır bana kafayı yedirten rüyalarım da bunun bir sonucudur. dayak yiyorumdur bilinçaltımdan, kim bilir.


hayal gücümüzün yıkıntılarının arasından çıkan bir çerçeve, karalanmış bir kağıt, kırılmış bir heykelin parçası.. kim, ne hale getirdi burayı böyle soruları.. yankılanıyor.. hep sorulmuş ve hep sorulacak.. kimsenin ama hiç kimsenin cevap vermeye cesareti yok.. senin var mı? varsa buyur, beklerim.

benim hayal gücüm yok, yıktılar onu. kim? aile, toplum, ben.. uyum çabalarımızın başarısızlıklarının bizlerdeki derin izlerini fark etmemek, etmekten çok daha iyiymiş gibi geliyor sanki çünkü geri dönüşü olmayan bir kıyımın bitmiş halini görmek ve o parçalanmışlığın başında durup bir iki taşı üst üste koymaya çalışmanın hiç bir anlamı yok. yol bulmalı, yöntem bulmalı, gerçeği bulmalı..

ben ekilepros, beni yazanın hayal gücünün yıkıntılarına sonradan yerleşmiş bir çöpçül karakterim. yıkıntıların arasından bulduğum şeyleri yer, onları giyer, onlardan kendime ev yapar, onlarla yaşarım. zaman zaman ben gibi başkaları gelir buralara, çoğunlukla birbirimizden uzak durarız. bazen kalabalıklaşırız tabii ama bazen. en büyük hayalim benim gibi birini daha bulup burada kendimize küçük, huzurlu bir ev yapmak. burada yetecek her şey var. ben ekilepros, beni yazanın hayal gücünün yıkıntıları arasında yaşayan ve o yıkıntıları her şeyiyle hayatta kalmak için kullanan bir yeni yetme hayal gücü yapısı ve yapıcısıyım ve ben; dün bu kağıdı buldum..

"ben krealitos, beni yazanın hayal gücü dağınıklığına sonradan yerleşmiş bir çöpçül karakterim. bu dağınıklıkta bulduğum şeyleri yer, onları giyer, onlardan kendime ev yapar, onlarla yaşar-dım. burada kalabalıklaşmaya başlayıp düzenli bir hayata geçtikten ve etrafı düzenlemeye başladıktan bir süre sonra gelen kaosun ortasında yazıyorum bu sayfayı. biz ölüyoruz. biz, birbirimize öldürtülüyoruz. kim, ne ve nasıl algımız yetmiyor bizim ama oluyor. evlerimiz yıkılıyor bir bir. ölülerimiz bulunuyor bir bir. ben krealitos, beni yazanın hayal gücünün kendini yok edişinin öyküsünde yaşaan ve o yokedilişin içinde hayatta kalmaya çalışan genç bir hayal gücü yapısı ve yapıcısıyım ve ben; ölüyorum.."

ebeveynlerimiz öldürdü onları. kanları ellerinde. sevdiklerimiz, anlamayışlarından doğan karşı çıkışlarıyla öldürdü onları. kanları ellerinde. biz, tüm bu duyduklarımızdan sonra yıktık her şeyi ve hepsini. herkesten çok, kanları bizim ellerimizde. kanlarımıza bulanmış ellerimiz. kendi kanımıza. kendi kendimizin kirlettiği kirli kanımıza.

sonra yap yapabilirsen.. ben hala yapamadım..

daha kolay bir yol bilen var mı?
sesimi duyan var mı?
orada kimse var mı?
ekilepros? krealitos?

3 adet elleştiri almış.:

Bu yorum yazar tarafından silindi.

26 Haziran 2010 13:44  

Büyüdükçe-yaşlandıkça demek daha doğru- birbirimize benzemeye zorlanıyoruz hayallerin gereksizliğine inandırılarak. Farkında olmak, arada kalmak, uyanık olmak ama harekete geçmek için kendin gibi olanlardan destek bulamamak sorun.

26 Haziran 2010 13:46  

Bu yorum yazar tarafından silindi.

26 Haziran 2010 13:46  

Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa